Arşiv

Posts Tagged ‘apaçiler’

Asılı Kalmış Pislikler

Aralık 24, 2010 Yorum yapın

Hayır, kalmayacağım dedim, neden diye soracağını bile bile ve işim olmadığını bilerek o da bahanemi kabul etti, ben kapıya yönelirken.

Temiz havayı içime çekerek ilerledim, kafamda birkaç planla birlikte yola koyuldum, öncelikle yeni bir kitap almalıydım, hava güzeldi bugün, oraya kadar yürüyecektim, hava soğuk ve tazeydi, tazelendiğimi hissettim.

Yürürken özellikle kirli havuzlar dikkatimi çekti, şehrin ortasında şehri yansıtıyorlardı, pis, kirli, neşesiz ve suyunu kirleten pisliklerle dolu… Tek fark zamanın durmuş olmasıydı, suyun içindeki pislikler zaman durmuşcasına suda asılı kalmışlardı, kesit gibi, zaman orada yokmuş gibi…

Hiç bir kitabı beğenmeyeceğinizi bile bile aldınız mı? Ben aldım. İnsan bazen başarısız olma ihtimalini de bilerek gerçekleştirmeli, hayat bu şekilde daha gerçek görünüyor, suda asılı kalmış pisliklerin yerçekimini hatırlayarak suyun dibine batması gibi…

Hava soğuktu ama hava güzeldi, hakkını yememek lazım hiç birşeyin, beğenmeyerek ama isteyerek aldığım kitabı okumak üzere herhangi bir banka oturdum, kitabı açtım, neresinde olduğunu bilmeyerek okumaya başladım, hakkını vererek ama, anlayarak, sadece neresinde olduğumu bilmeyerek…

-”Abi bi mendil al, hadi abi, al.”

Kafamı kitaptan kaldırdım, çocuğa baktım, küçücüktü ve garip bir şekilde yüzü çocuk gibi durmuyordu, yüzü dışında her şeyi fazlasıyla çocuktu, sanki kafası büyük biriyle değiştirilmiş gibi duruyordu ve tüm gün boyunca gülümsemiş olduğum tek şeyin mendil satan o çocuk olduğunu farkettim.

Ne b.ktan bir gün…

Çocuk gülümsememden cesaret alarak elindeki mendilleri bana biraz daha uzattı, o da yüzüne bir tebessüm kondurdu ve yüzü hala çocuk gibi durmuyordu, ben daha fazla gülümsüyordum, hayat gerçeklikten biraz daha uzaklaşıyordu.

Bunlar olurken çıkartıp cebimdeki tüm bozuklukları ona vermeyi, bunun onu sokakta çalıştıranları karlı çıkartacaklarını, onu sokağa itmiş olacağımı falan düşünürken sesi sigara tiryakilerinin sesi gibi dumanlı olan biri beni düşüncelerimden kopardı;

-”Bu çocuktan mendil almak suçtur!”

Cümleyi düşündüm, sanırım haklıydı, o an kendimi fazla duygusal hissettim, sesin sahibini görmek için kafamı çevirdim, mantıklı bir p.ç, kız grubunun arasında sigarasını yeni yakmış kızların sahibi oymuş gibi etrafa bakıyordu, cümleyi bana değil kızlara söylemişti,sinirlendim, sinirlendiğim şey bana ya da kızlara söylemiş olması değildi ve kendimi biraz daha duygusal hissettim, o p.ç beni büyük suratlı, çocuk vücutlu, ilginç mendilleri olan ve üşüyen o çocukla, satış muhabbeti sırasındaki ironik saçmalığımızdan gerçeklik saçmalığına çekmişti.

“Yok abicim, almıycam.”…

Çocuk biraz daha ısrar etti ve gitti, giderken çocuğun arkasından baktım, hava soğuktu, çocuk ellerini  manşetlerine sokuşturmuştu, manşetleri çekilip esnetilmekten sakız kıvamına gelmiş, sarkıyordu ve çocuk hala gülümsüyordu, bunu profilinden görebiliyordum.

Bir an cebimdeki tüm banknot paraları vermeyi düşündüm.

O an meteliksiz kalsam, bu aktarımı üşüyen ve gülümseyen o çocuğa yapsam ne olurdu ki? Ben zaten o an hayatı gerçekmiş gibi algılayamıyordum ve o p.ç sadece kız grubunun değil, dünyaların efendisiymiş gibi sigara dumanını kafasını yukarı doğru kaldırarak üflüyordu.

Nargile içtiğim zamanları düşündüm, nargileye can verip dumandan ve tattan herkes memnun kaldığında ben de dumanı öyle üflerdim, içimden p.çi de nargileci olarak adlandırdım, kızlar bir kahkaha patlattı, nargileci bulutlara doğru bir duman daha savurdu.

Saatime baktım, akşam üstüne 5 vardı ve zaman ilerliyordu.

Oturduğum yerin tadı kaçmıştı, zamana ayak uydurmaya karar verdim, sağ tarafımda mendilci çocuk vardı, solumda nargileci ıslık çalarcasına bulutlara duman üflüyordu, sol tarafa meylettim.

Yanından geçerken nargileciyle bir an göz göze geldik, tam görüş alanımdan çıkarken sanırım selam manasında kafasını salladı, sanırım bir şekilde benim de bulutlara duman üflediğimi anlamıştı, bu selamın başka bir açıklaması olamazdı, yaşasın duman kardeşliği dedim içimden, nefesimden çıkan buharla kafamı kaldırıp bulutlara üfledim, gerçekten

Elimde kitap, içinde garip kitap ayracım yürümeye koyulduk, zira hava soğuk ve güzeldi, insanı tazeliyordu, insanın hayatında iyi ve kötü şeylerin olması iyidir, insanı gerçeğe yaklaştırır, aldığım nefesle tazeleniyorken içimde içinde zaman kavramı olmayan kirli havuzları görme isteği oluştu, yolumun üstüydü zaten, sadece daha hızlı ilerledim.

O an bir kere daha düşündüm, önemli olan mekan değil, önemli olan zamandır diye, yeni yıla efendice de giremeyecektim.

Havuza ulaştım, üzerinde köpükler vardı, içinde zamana hapsolmuş pislikler, kesit halinde sadece duruyorlardı,gerçek değillermiş gibi ve o gerçek üstülük bana daha da gerçek hissettiriyordu.

Bir an kafamı kaldırdım ve o pis havuza şişman, yaşlı, kazaklı bir adamın beline kadar suyun içine girmiş olduğunu gördüm. Kafamı eğdim ve zamanda donmuş pislikleri aradı gözüm, asılı kalmışlıklarını görmeliydim, bulamadım ancak o adamın gerçek olduğuna karar verdim, arkamı dönüp gittim.

İnsanoğlu esasında garip bir canlı, duyu organları var ve istediğinde istediğini kapatamıyor, istersen görmeyebiliyorsun ancak duymama gibi bir durum yok, yani gerçekten

Havuzu arkamda bırakmış gidiyorken önümde giden üç kişiye gözüm takıldı, biri kısacık boyu kocaman kalçaları ve bacakları olan dubaya benzer apaçi bir bayandı, saçlarını klasik apaçiler gibi yapmıştı, giysileri de bu akıma uyuyordu, çıkardığı garip sesler de tabii… Kolunu bel hizasında olduğu bir bay apaçinin beline dolamıştı, çocuk sırık vücut yapısında biriydi ve gerçekten çok zayıftı, yanındaki diğer erkekten farkı daha uzun olmasıydı ve tabi bayan apaçinin ona sarılıyor olmasıydı, üçlü bu şekilde ilerliyordu, arkalarından yoluma gidiyordum.

Yol ayrımında durdular, apaçi kız sevgilisinin belinden elini çekti, çocuk ciddi anlamda eğildi, kızla öpüştüler, kızın o an insan olmadığına ve Tolkien’in gerçeği yazmış olabileceğine inandım, kız diğer apaçiyle el sıkıştı ve kırıtarak onlardan ayrıldı.

Onlar durup kızı bıraktığı için onları duyabileceğim mesafeye ulaşmıştım, kısa olan apaçi patlarcasına sordu.

-” Olüüüm, bu ne la nerden buldun bunu a.., bunla yapsan ne olcak laa?? Nasıl yapacan, nasıl midesiz bi adamsın sen!”

Uzun apaçi sesine büyük bir sükunet katarak cevap verdi

“- Çirkin gadın yoktur hacııı, az porno vardır!”

Kahkahalara boğuldular, onları yakalayıp geçtim.

Cümleyi düşünüm, çocuk fena halde yanılıyordu, kadının çirkini de vardı, çirkin kadın vardı ve sorun  pornonun az  olup olmaması değildi, az olan tek şey zamanı durdurmuşcasına suda asılı kalmış pisliklerdi. Dönüp onlara yanıldıklarını anlatmak için inanılmaz bir istek duydum. Dönmedim, yoluma devam ettim sonra bulutlara doğru  yoğun bir buhar üfledim, közün sıcaklığını hissederek, gerçekten

Apaçiler ve Popüler Kültür

Temmuz 27, 2010 2 yorum

Sosyal paylaşım ağlarından nefret ederim,insanların paylaşmak istedikleri kişisel özellikleri beni sinir eder,gel gör ki Facebook kullanmak durumundayım,bir tür zorunluluk bu ama işe yarar şeyleri de yok değil.

Southpark,How I Met Your Mother gibi bölüm sayısı çok olan dizileri sayfaları sayesinde takip edebiliyorum ancak insan bu ortamda sadece görmek istedikleriyle muhattap olamıyor,istemediği şeylere de maruz kalabiliyor. Bundan kastım sadece eklediğiniz arkadaşlarınızın saçma sapan durumlarına,iletilerine,fotolarına yazılan saçma sapan yorumlar değil,sayfanızın sağına soluna,ortasına,heryerine akan veri ile gözünüze sokulan reklamlar,sayfa önerileri,abonelikler,bilmem hangi zıkkıma 1 milyon kişi,bilmem hangi zatı seven/kınayan 5 milyon kişi aranıyor gibi ve bunlara üye olan arkadaşlarınız bildirimleri de var.

Kapatılamıyorlar,böyle bir özellik yok o alemde,herşey illa ki gözünüze sokuluyor.

Gözüme sokulan bu veriler arasında beni en çok iğrendiren kısım apaçiler oldu. Sanmıyorum ki bu alem böyle bir saçmalık görmüş olsun,popüler kültürün frankensteinı bunlar,popüler kültürün bile iğrendiği bir kısım düşünün,fikir edindirmek açısından;

Orada gördüğünüz dans motifleri arasında çeşitli dönemlerin popüler dans figürleri var,herkes görmüş olduğu,aklında kalmış bir dans şeklini sahneye döküyor,kimi son zamanların Kolbastı’sını kendine harmanlamış kimi çatlaaa patllaaa haykırışları arasında 80′lerin disko motiflerini sergiliyor,şarkının hızlandığı yerde kafa,kol,bel,hareket edebilecek nereleri varsa sallıyorlar.

Esasen danstan pek anlamam ve sana ne bu adamlardan dimi?

Keşke öyle olsa ama öyle değil,bu işe biraz da öncesinden bakmak lazım,80′lere gitsek yeter bize.

Ne oldu 80′lerde? Özellikle 12 Eylül tarihlerinde?

Darbe.

Ne yaptı bu darbe?

Kaosu,anarşiyi,kardeş kavgasını bitirdi.” değil;düşünen,okuyan,araştıran,eleştiren bir toplumu apaçilerştirdi,popüler kültürün kucağına itti,zamanında lümpen olarak adlandırılan ve eleştirilen kesime benzetti. Ha bi de İslamlaştırdı ama o bu postun konusu değil.

Olayın derinliklerine girip neden böyle yaptı kısmınada darbeyi sorgulamıycağım,bugünün dününü görelim istedim.

Peki okuyan,eleştiren,düşündükleri uğruna ölen bir toplum ya da büyük bir çoğunluk nasıl bu hale getirildi?

Okumayarak,eleştirmeyerek,yıllar yılı televolelerle örselenerek,dizilerle hırpalanarak,magazinlerle yıpratılarak. Bu darbenin yarattığı tezdir,antitezi ise bundan rahatsız olan İslamcılardır,sentezi ise işte bu nesilde ortaya çıkan Türkçü,İslamcı,abaza,keş apaçilerdir. Evet apaçiler ve onlar gibiler,tüm zıtlıklarıyla tek bedende  varolabilen sabun köpükleri.

   Çelişkiler,çelişkiler,çelişkiler…

Peki ben neden şikayetçiyim?

Sadece bu derin çelişkileriyle varolanlardan değil.

Geçmişte insanlar çocukları,yarınları için bazı şeyler düşündü,bazı şeylere inandılar,bu inandıkları şeyler uğruna savaştılar,esir düştüler,hapis yattılar,işkence gördüler,öldüler. Atatürk’ten 80 darbesine kadar bu böyle oldu,nokta darbe ile kondu.

Konu dağılıyor mu ne? Hadi toparlayalım;

Neyi ne için yaptığını bilmeden,özenen,neredeyse sadece çelişkilerle varolabilen,neyin ürünü olduğunu bilmeyen ve en önemlisi SOSYAL AĞLARLA BULAŞAN BULAŞICI HASTALIKLAR GİBİ bir nesil var ve bu durum yetişmekte olan her yeni nesil ile daha kötü bir hale geliyor,nesiller gittikçe daha da apaçileşiyor.

Çözüm?

Bilmiyorum ancak anahtar kelimeleri ne yaptığını,neyi ne için yaptığını bilmeyen ve tek amacı popüler olmak olan bir sorun;

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.