Arşiv

Posts Tagged ‘darbe’

Korumalı: Hanımını Herkesin İçinde Öpen Kavat

Ocak 11, 2011 Yorumları görmek için parolanızı girin.

Yazı parola korumalı. Yazıyı görmek için parolanızı girin:

Medya Otopsisi- Nazlıcık

Aralık 13, 2010 Yorum yapın

*17 Aralık 1978:

“13 ilde sıkıyönetim yürürlüğe girdi. Huzura susamış milletimiz yürekten sesleniyor: Merhaba asker!…”

12 Eylül 1980:

*18 Eylül 1980:

‘12 Eylül bir darbe değildir diyen Orgeneral Kenan Evren’e tamamiyle katılıyoruz. 12 Eylül ne bir darbedir ne de bir ihtilâl.’

Hayatın kendi içinde çok fazla değişkenleri var, hayatın kendisi bir nehir özelliğine sahip, zaman boyutu akan su ile eş değer, o su akıp gidiyor ve aktığı sürece aşındırıp değiştiriyor:

*

Evet, yukarıda darbeyi haber veren Kenan Evren hariç tüm açıklamalar Nazlı Ilıcak’a ait.

Açıkçası olayın siyasi kısmıyla ilgilenmiyorum, beni bu noktada rahatsız eden şey Nazlıcığın dönekliği ve kimseden çekinmeden güce tapıcılık yapması. Bu güce tapıcılık ve bunu utanmadan sıkılmadan yapması çok tehlikeli bir olay, neticelerinden biri de bu!

Evet bu kişiler toplumda kolektif bilinci oluşturan ve bunları yücelten insanlardır, konjonktüre göre konuştukları, gelen iktidarı hep övdükleri için karşıt görüşte olanlar hep aşağılanır.

Yıl 1996, Mesut Yılmaz başbakan, başbakanlık uçağında Almanya’ya gidiyorlar, uçakta Nazlıcık , M.Ali Birand ve Sedat Ergin var, Nazlıcık bir ara başbakan Mesut Yılmaz’a dönüyor ve şunu diyor;

“Mesut Bey bana sizin yağdanlığınız olduğumu söylüyorlar. Ben inkar etmiyorum ki, evet ben sizin yağcınızım…”

Aradan zaman geçiyor, iktidarlar değişiyor, Mesut Bey artık başbakan değil hatta zorla milletvekili olabilmiş, Avrupa Parlamentosunda bir konuşma yapıyor, Nazlıcık tetikte, hemen bu yazıyı kaleme alıyor.

İktidarı öv, gözde olanı beğen, yücelmişi yücelt…

Peki iktidar olamayan? Güçsüz olan her şey kötü müdür? Yanlış mıdır?

Nazlıcığa ve onun gibilere göre evet!

Hani bir kadın türü vardır, sadece kendi istediği olsun isterler, her zaman güç peşindedirler, her zaman ortamdaki en güçlü erkeği tavlamak isterler; sevgilileri hep en zengin ve en p.ç doktorlar, avukatlar, mühendisler olur, onları aslında hiç sevmezler , onlar aslında kimseyi sevmezler; amaçları en güçlü olmaktır ve herkes bunu bilir ve o p.çi tavlarlar da nitekim.

Akli melakelerini kaybetmiş, ben buna inanamam…

Ülkemde genel olarak beni rahatsız ve huzursuz eden şeyler yaşanıyor, sadece kendi geleceğim için değil küçüklerim için de endişe duyuyorum ve işin siyasi kısmına değinmiyorum bile, sosyolojik yapı yetiyor.

Hiyerarşik yapı içinde bulunduğunuz  yerlerde lütfen dikkat edin, üst konumlara yağ çekmek için kıvranan insanlar görmüyor musunuz?

Aslında o kadar çok görüyoruz ki ben size benim bulunduğum yerde bir tane bile yağcı, yağdanlık yok desem şaşırırsınız ve inanmazsınız! Peki sistemin öğretmenler gününde en pahallı hediyeyi almak için yarışan velileri, amirlerine her memleket dönüşü birbirinden pahallı hediyeleri alan memurları, yöneticilerinin ellerindeki gazeteyi bile arabanın kapsından evlerinin kapısına kadar taşıyan apartman görevlilerini cezalandırdığını söylesem…

Sistem yağ çekenleri, iktidar fetişistlerini, dönekleri dibe gönderiyor desem…

Ben bile inanmıyorum ki buna…

Ancak inanılmaz olan bu şey gerçek olmalı! Neredeyse kimsenin işini iyi yapmadığı bir  toplumda yaşıyoruz, sistem içinde tanıdıkları olanlar bir yerlere gelebiliyor! Hayati öneme sahip sağlık sektörü de dahil olmak üzere herkes tanıdık esaslarına göre iş yapıyor…

Kokuşmuş bir yapı, kokuşmuş insanlar… Ağızlarında devrin kutsal kavramları ve hep aynı derecede mide bulandırıyorlar…

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.