Arşiv

Posts Tagged ‘sevgi’

Olmakta olan; Kitaplar ve Keyloglar

Haziran 19, 2011 Yorum yapın

Hastanelerden nefret ederim.

Hastaneler ne kadar modernleşirse modernleşsin, bir hastaneye gitmek benim için her zaman çiledir. Buna karşın grip, üşütme, faranjit, baş ağrısı, sinüzit vb. gibi basit hastalıklara neredeyse hiç yakalanmam. İnsanlar grip salgınlarında haftalarca hasta gezerken benim ateşim bile çıkmaz. Bunların yerine tedavisi ameliyat veya yaşam boyu ilaç gerektirecek hastalıklara yakalanırım.

 Uyumadan önce, 1 kelime de olsa mutlaka kitap okuyun çocuklar… 

1.sınıftaydım, bana okuma yazma öğreten o değerli insan söylerdi her çıkış öncesinde bunu. 2.sınıfa başlarken kanserin onu aramızdan aldığını öğrenmiştim, bir anlam verememiştim ölümüne, zamanla ölümünün ne anlama geldiğini anlamaya ve onu özlemeye başladım. Bize her gün nasihat ettiği sözünü de ne zaman bir kitaba başlasam düşündüm.  Büyüdükçe çok kitap okudum, okuyabildiğim kadar çok kitabı anlayarak okudum, bazılarını tekrar tekrar okudum, bazı zamanlar gece uyumadan önce “1 kelime de olsa okudum”. 1 kelime de olsa kitap okumak… Çok abartılı gelirdi bu sözü bana. Üstelik bu öğüdü, verdiği ödevlerden bile çok tekrarlamasına hiç bir anlam veremezdim.

Ta ki Psikoanalist kitabıyla karşılaşana kadar…

Kitap bir psikiyatrın, ondan öç almak için hazırlanmış zekice bir senaryoda hayatta kalma çabasını işliyordu. İşte tam da bu mücadele sırasında rastladım verilen öğüdün ne işe yarayabileceğine. Psikiyatrın tüm bu mücadele sırasında, yaptığı temel bir davranış vardı; doktor sürekli olarak kelimelerle içinden konuşuyordu. Yaşadığı her olayı zihninde kelimelerle değerlendiriyordu, psikanalizin -analiz kısmını tam olarak bu şekilde gerçekleştiriyordu.

Bunun kitap okumakla ne alakası var?

  İnsanoğlu kelimelerle değil, duygularla ve olgularla düşünür. İnsanın düşündükleri okunabilse kelimeler değil, renkler, yansımalar ve patlamalar görüleceğini öngören bir yazı hatırlıyorum.  Bu alışkanlık, ruh sağlığı için tehlikelidir. Çünkü gelişen olaylar  kelimelere dökülüp işlenmediği zaman, insanlara sıkıntı veren düşünceler, çözüm bulunamadan bilinçaltına itilir. Oradaki birikme sıkıntı,  bunalma, depresyon vb. rahatsızlıklara sebep olur. Ve bunlar için doktora gidildiğinde orada uygulanılan şey, doktorun yönlendirmeleriyle insanların yaşadıklarını anlatması veya düşüncelerini kelimelere dökmesidir. Olmakta olan şeyler kelimelere dökülüp, işlendiğinde rahatlama gerçekleşir. 

Kitap okurken de yapılan şey temel olarak iç ses kullanarak kelimelerle düşünmektir. Bu alışkanlık haline getirildiğinde, kelimelerle düşünebilme özelliği zihnin en rahatlatıcı eylemlerinden biri olur.

Olmakta olan nedir?

Hayatımda bir şeyler anormal gelmeye başladığında kendime hemen bu soruyu sorarım. Olmakta olanları sıralamaya ve anlamlandırmaya çalışırım.

Herkese selamlar, O’nun adı Dexter. Tanımayanlar için kısaca özetlemek gerekirse O, Miami Cinayet Masası’nda kan uzmanı olan bir seri katildir. Evlatlık alındığı polis babası tarafından eğitilmiştir ve içindeki avlanma ihtiyacını katilleri öldürerek giderir. Bu yazıya konu olan kısmı ise Dexter’ın iç sesidir. Resimde görülen ikinci adam, Harry, onun yıllar önce ölmüş babasıdır ve dizide Dexter’ın iç sesini, şizofren bir öge olması açısından da simgeler.Tüm dizi boyunca Harry neredeyse her zaman bu simgeleme görevinde bulunur, iç ses, kelimelere dökülmüş düşünceler ve analiz işte bu kadar önemlidir.

Olmakta olan nedir?

Karşımda görev yöneticisi, fare yardımıyla satır satır süreçleri kontrol ediyordum. Arkadaşım sosyal medya hesaplarında isteği dışında sürekli paylaşım, retweet, arkadaş ekleme, arkadaş silme, şifre değiştirme gibi şeyler olduğunu söyleyerek bana gelmişti. Aklıma ilk gelen şey Windows’unda bir keylogger çalışıyor olduğuydu. Bu gibi durumlar için görev yöneticisinde iki süreç çok iyi incelenmelidir. services.exe ve svchosts.exe süreçleri sadece sistem tarafından çalıştırılır. Yani Görev Yöneticisi> İşlemler sekmesinde “Yansıma Adı” başlığının altında çalışan süreçlerin karşılarında “Kullanıcı” olarak  SYSTEM görünmelidir.  Arkadaşın süreçlerinde servces.exe iki adetti ve birini Admin yönetiyordu. Bu açık bir şekilde keyloggerdı. 

Olmakta olan nedir?

Top, htop, ps aux,  dmesg, acpi -t, sudo hddtemp /dev/sda

Yukarıdaki kodlar, Ubuntu’da en çok kullandığım süreçleri kelimelere döken kodlardır. “Top”, “htop” ve “ps aux” çalışmakta olan programları ve ne kadar CPU kullandıklarını, hangi dizinde çalıştıklarını vb. bilgileri listeler, “dmesg” açılışta çalışmaya başlayan programların süreçlerini listeler, kalan iki komuttan ilki işlemci sıcaklığını; diğeri ise hdd sıcaklığını görüntüler. Bu sayede ben bilgisayarımdaki “olmakta olanları” kelimelere dökebilirim. Bilgisayar çalışıyorken olmakta olan çok fazla şey vardır. Bazen bilgisayarım aşırı ısınabilir, alet masadayken ben bunu farketmeyebilirim. Veya aralarından bazıları benim çalışmasını istemediğim süreçler olabilir. Onları bu şekilde listeleyerek tespit edebilirim. Bilgisayarımda olmakta olanlar içinde beni en çok endişelendiren, olası bir keylog programının çalışma ihtimalidir. Keylogger yazılımları klavye hareketlerinizi kaydedip, bunları belirlenen aralıklarla belirlenen adreslere raporlayabilen yazılımlardır. Özellikle;

  • Banka ve hesap şifreleri
  • Sosyal ağ  ve e-posta hesaplarının  şifreleri
  • Oyun hesap şifreleri 

gibi değerli bilgilerin çalınmasında fazlasıyla kullanılır. Bunun dışında kişilerin ekran başında ziyaret ettiği adreslerin veya yazışma içeriklerinin kaydedilmesinde de etkin kullanıma sahiptirler.

Bunları önlemek için antivirüsler çok da etkili değildir çünkü sadece kayıt özelliği antivürsleri alarma geçiren bir eylem değildir. Keyloggerlar ancak kayıtları göndermek isterse antivirüsleri alarma geçirebilir. Bunun dışında güvenlik duvarı yapılandırmaları da tam da bu noktada keyloggerlar için korunma yöntemi olabilir. Bu programlardan korunma yöntemi temel şekliyle olmakta olanı takip etmekle mümkündür. Bunun yanı sıra bu tip bir yazılımın bilgisayarda var olduğunu düşünen kişiler, şifre yazma kısmında sanal ekran klavyesini kullanmalıdır. İnternette alışveriş yaparken bankalar bu yöntemle şifre girilmesini sağlar. Olay bilgisayar süreçleri açısından düşünüldüğünde, iş çok daha basit görünüyor. Ancak şu da unutulmamalı ki insanoğlu yarattığı her bir şeye kendinden bir şeyler katarak yaratır. Özellikle bilgisayarlarda bu yansıma oldukça fazladır.

Olmakta olan nedir?

  • Geçen sene beni öldürecek derecede bademcik iltihabı yaşadım, tedavi sürecinde bademciklerimden acilde vakumla iltihap çektiler, 50′den fazla iğne ve sayısız hap kullandım, acılı ve pahalı bir ameliyat olmak zorunda kaldım.
  • Bu kış varikosel bana büyük acılar ve korkular yaşattı, acılı ve pahalı  bir ameliyat olmak zorunda kaldım, vücudumda hala o ameliyattan kalma izler taşıyorum.
  • 2 hafta önce hırıltı ve ıslık sesi çıkarıp, öksürerek uyanmaya başladım, nice testlerden sonra doktorum alerjik kökenli bir astım hastası olduğumun teşhisini koydu. Sağlık sigortam olmasına rağmen ciddi ücretler ödeyerek  hastane ve test masraflarını karşıladım. En iyi ihtimalle 6 ay kullanmam gereken ilaçlar da keza o kadar pahalı. Yaşam şeklim ve alışkanlıklarımı bu hastalığa göre düzenlemem şart.

Olmakta olan nedir?

Sorumluluklarım var, beni seven ve bana saygı duyan, sevdiğim ve saygı duyduğum insanlar var,  sağlık sigortam ve ilaçlarım var, maddi olanaklarım var, manevi olanaklarım var, sağlıklı bir zihnim var, kendimi hep çok şanslı hissettiren sevgilim ve ailem var, dostlarım var… Ve evet art arda gelen sağlık sorunlarım da var…

Ancak zihnimde yankılanan kelimeler ve dışarıda, karanlığa doğmakta olan bir güneş var.

 

Ünzile’yi Aşan Kahkahalar

Ekim 3, 2010 1 yorum

Ünzile şarkısını dinliyorum, Şebnem Ferah’ın yorumuyla…

Şarkı tekrar modunda,bir ara kulaklık hafifçe kulağımdan çıkıyor, küçük bir parmak temasıyla yerine oturtuyorum,  ses daha net geliyor;

“varmadan sekizine, ergin oldu ünzile…”

Karşımda duran ergin olmuşlara bakıyorum, onlar da belki on yaşındalar.

Bir kadının sürüp takınabileceği, giyip giyineceği ne varsa yapmışlar.

Kadın olmaya çalışmışlar.

“ünzile kaç koyun ediyor?…”

Karşımdakiler daha fazla koyun etmeye çabalar gibi.

Kulaklıkla müzik dinlememe rağmen kimbilir ne zamandan beri çocuksu olmayan kahkahaları,  kulaklığımı aşıp bana ulaşıyor.

Hayret ediyorum.

Şaşırdığım onlar değil aslında, onları bu hale getiren sistem, onların bu hale gelmesine engel olmayan aileleri.

Küçücük bir kız nasıl bu kadar kadınsı giyinebilir ve evden bu şekilde nasıl çıkabilir, bugün kaç kişi o yaşlardaki kızının yüksek topuklularla, bilmem ne çoraplarla, mini eteklerle vs vs çıkmasına izin verir?

Evet, eminim o minikler en fazla onlu yaşlarında!

Giysileri de geçtim, o kadınsı havaları nasıl görmezden gelinir?

O minikler öyle bir şekilde sigara tutuyor ki sigara içmesine değil o şekilde içmesine kızıyor insan!

Erkeklerin de kadınların da bir büyüme özentisi olduğunu görmezden gelemem, bu masum bir özentidir, erkekler traş olur, kızlar kalem, ruj  sürer vs…

Benim kastettiğim bu değil, beni bu kadar rahatsız eden şey de zaten bununla alakalı, bu insanlar çocukluğun getirdiği o masumiyeti kaybetmişler!

Sebebini düşünüyorum.

Sanırım bunun temelinde sevgisizlik yatıyor, özellikle kızlar sevgisiz kaldıklarında, ailelerinden özellikle de babalarından ihtiyaçları olan sevgiyi göremediklerinde  o sevgiyi dışarda arıyorlar.

Kadınlar, kızlar, dişi cinsiyet sevgiye sandığımızdan daha duyarlıdır, bunu ciddi bir ilişki yaşadığımda net bir şekilde farkettim, benim o olgunluğuyla övündüğüm sevgilim bile fazla sevgi karşısında çocuklaşır, yüzünde tatlı bir tebbüsümle  bana gözlerini diker, küçücük bir kız edasıyla gülümserdi.

Sevgi göremediklerinde daha büyükmüş gibi davranıyorlar…

Hali hazırda bunu arayacak olan kızları kapmaya hazır bir sistem de var.

Varolan ekonomik yapı her iki  cinsiyetin de özelliklerini abartarak daha çok harcama yapmaya zorluyor insanları, merak içinde, ablalarına özenen o minikleri daha çok etkiliyor bu satış politikası, plastik görünümlü garip tezgahtarların ellerine düşmüş, orasına deneme kremi, burasına deneme fondoteni sürdüren kişilere bir bakın, çoğunlukla yaşları çok da büyük olmayan bayanları göreceksiniz.

Sanane bunlardan?

Bizler yaşadığımız toplumdan etkilenen canlılarız, toplumla etkileşim halindeyiz.

Farkettiğimizde dile getirmediğimiz sorunlar zaman geçtikçe büyüyerek bizleri daha fazla etkilemeye başlıyacaktır, kimbilir dün birileri bu yazıyı yazmış olsa belki bugün daha az kaşar olurdu.

Yeter beee, kaşar kaşar!

Toplumun temelinde aile vardır ve ailenin temelinde de aslında anne…

Çocuklar birbirini sevebilsin istiyorum, çocukluk aşkı diye birşey vardır, çocuklar onu tatsın istiyorum, masumca birbirlerine gülümseyebilsinler istiyorum, kadın olmadan, erkekleşmeden birbirlerini sevebilsinler istiyorum, bunu o an karşımda duran küçük ablalar tadamaz artık, hayatlarında hep özleyecekleri o zamanları bu yozlaşmadan bir şekilde korumak istiyorum, o çocukları gördüğümde onları sebepsiz yere sevebilmek varsa yanımda sakız, ciklet verebilmek istiyorum, ergenliğe girdikten sonra zaten büyüyeceker, ben çevremde mutlu çocuklar görmek istiyorum, sigara paketine bakıp endişelenen kız çocukları değil…

Bu da toplum olarak daha çok daha nitelikli anne yetiştirmekten geçiyor.

İşte bu yüzden o küçük ablaları anlatrıyorum, elbette erkek çocukların da çabuk büyümesi bir sorundur, özellikle kızları anlatıyorum çünkü kaşar olmasınlar istiyorum, kaşar olduklarında toplumu nasıl bir sarmal döngüye soktuklarını görebiliyorum.

Her sorunun geçmişi geleceği ve şu anı vardır, geleceğin geçmişinde, şu anda bulunmanın verdiği avantajı kullanalım diyorum.

Bilmiyorum, beni okuyan kaç kişinin o yaşlarda bir kızı, kardeşi, yeğeni vs var.

Olanlar ya da olmayanlar , olacaklar ya da olmasını isteyenler…

Lütfen kızlarınızı daha çok sevin, onlara güvendiğinizi belli edin, onlara daha çok değer verin, siz onları sevdikçe, sevginizi hisettirdikçe onlar daha da çocuk kalmak istiyeceklerdir. Daha az şeyi dışrda arayacak hem daha az kirlenecek hem de toplumu daha az kirleteceklerdir.

Ve belki de çok daha önemlisi o çocuklar sizi sevecek ve büyüdüklerinde sizin gibi insanlar arayacakardır.

Onları gerçekten seven, değer gördükleri kişileri…

“Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin…”

Categories: Hayat Etiketler:, , , ,
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.