Arşiv

Posts Tagged ‘sosyal sorumluluk’

Şu Gençlerde Hiç Terbiye Kalmadı Azizim

Kasım 23, 2011 5 yorum

Günlerden çarşamba, bugün de belediye otobüsüne binmeyeceğim. Zorunda kalmadıkça binmediğim diğer tüm zamanlarda olduğu  gibi.

Neden?

1- Belediye otobüslerindeki şöförler tavırları ile  sinirimi inanılmaz derecede çok bozuyorlar.

2- Otobüs asla verimli şekilde kullanılmıyor. Binen yere çivilenmiş gibi olduğu yerde kalıyor, çobana ve uyarıcıya hep ihtiyaç duyan bu insanlara kızıyorum.

3- Bu otobüslerde öndeki ilk  koltuklara nadiren yaşlılar oturuyor, orayı işgal edenlere kızıyorum.

4- Amca ve teyzeler genel olarak ücretsiz biniş kartına sahip, belediye otobüslerini haklı olarak tercih ediyorlar,  yer verip ayakta gitmekten ara ara durduk yere sağ dizim ağrıyor zira evim şehire çok uzak.(62 km.)

Evet genel sebepler bu şekilde, ben zorunda kalmadıkça bu sebeplerden ancak özellikle son sebepten dolayı belediye otobüslerine binmiyorum. Zira yaşlı insanları ayakta görmeye tahammül edemiyorum.

Evimin önünden 20 dk. arayla araç geçiyor yani ben beklerken gelip de binmediğim belediye otobüsünden 15-20 dk sonra benim özel halk otobüsü geçiyor. Evin uzaklığını da göz önüne alırsanız gideceğim yere varış saatinden bir buçuk saat önce  durakta oluyorum.

Geçenlerde bir olay yaşadım. Saat 17:00 civarı eve döneceğim, önümden 2 tane belediye otobüsü geçmiş, bu soğukta  binmeyip beklemiş özel halk otobüsüyle eve gitmeye çalışıyorum. Kucağımda dizüstü bilgisyarım o küçücük koltuk aralarına sıkışmaya çabalıyorum. Ben bindikten 5 ya da 6 durak sonra tahminimce 50-60 yaş arası bir abla otobüse biniyor, ayağında benim bacağım kadar topuklu ayakkıbı var, daha parayı ödeyeceği noktaya gelmeden yalandan bir düşüş numarası çekiyor, otobüs çok kalabalık, istese de düşemez. Muavinin yanına vardığında acayip çantasından çıkarttığı leopar desenli uyduruk cüzdanla kendince hava atıyor. Ben arka sıralara saklanmış durumdayım ama parfümü o derece çok sıkmış ki astımımı tetikliyor ve ciğerim yanmaya başlıyor. Sonrasında bu abla kalabalığı inatla yarıp tam benim oturduğum koltuğun önünde duruyor, belli ki gözüne kestirmiş benim yerimi. Aradan 10 dakika geçmeden koca koca alışveriş poşetlerini kafama yaslıyor, ya şalı ya çantası ikide bir kucağıma iniyor, ben çekmesem kaldırmıyor, ayaklarını benim koltuğun altına yerleştirmiş, ikide bir ayakkabıma basıyor, parfümü ciğerlerimi parçalarcasına yakıyor, o kalabalıkta balgam da çıkartamıyorum, yanmayla beraber hırıltı başlıyor, kucağımda bilgisayar, sırtımda kaban, sıcak  ve terliyorum…

Ama kalkıp da yer vermemeye kararlıyım, zira bana bu eziyeti çektiren kadına asla ama asla yer vermem!

Abla tüm çabaları sonuçsuz kalınca öfff pöfff çekmeye başlıyor, başka bir deyişle otobüsteki cemaatten yardım istiyor. Çağrı hemen karşılık buluyor, her işe maydonoz olan delikanlı, kel, bıyıklı abilerimizden biri parmğıyla beni göstererek;

- “Genç! Şu hanfendiye yer versene sennnnn!”

Bütün kafalar hafiften bana dönüyor, yanımdaki tacizci ve işgalci abla o kadar deneyimli ki bu işlerde, hemen çantasını şalını düzeltip oturma pozisyonuna geçiyor.

- “SİZE NE? ÇOK RAHATSIZSANIZ SİZ YER VERİN!”

Adamla birlikte konuşmayı duyan herkes şaşırıyor ama en çok taciz ve işgal ustası abla şaşırıyor. Anında bir inanamama nidasını koyveriyor, gerçekten ben bile inanamıyorum. Maydonoz abi benim sesim baslı ve yüksek çıkınca hemen vites küçültüyor;

- ” Ne demek siz yer verin… Sen genç ve demir gibi bi adamsın! Yakışıyor mu sana yaşlı bir bayana (tam bu söylenirken dayanamadım ablanın suratına baktım, küfür ve tokat yemiş gibiydi!) yer vermemek?”

Sahne sırası bende, sesteki bası biraz kısıp ne zamandır planladığım metni anlaşılır şekilde anlatmaya başlıyorum;

- ” Bakın beyefendi ve sizzzz hanfendi…(Hanfendiyi kendime saygımdan demişim gibi bir efekt katmaya çalıştım.) Ben sırf yaşlılara yer verip ayakta 5kg. yaklaşan bilgisayar çantamla yolculuk yapmamak için önümden geçen 2 tane belediye otobüsüne binmedim, bu da yetmezmiş gibi ben bu otobüse şehre gidiş noktasındaki duraktan biniyorum, ekstra 20 dk. dönüş yolunda harcıyorum;  bu da yetmezmiş gibi  otobüste de ön sıralara rahat rahat oturmak varken en arka sıralara gelip sıkışıyorum çünkü ilk sıralar yaşlılara ayrılmış durumda. Eğer ben bu kadar şey hesaplayıp ve fedakarlık yapıp burada oturuyorsam bu hanfendi de kendine düşeni yapacak! Oturmaya çok ihtiyaç duyuyorsa bu otobüse binmeyecek, ha eğer illaki birinin ona yer vereceğine güvenip de biniyorsa emin olsun ki bu kişi ben değilim çünkü ben üzerime düşeni fazlasıyla yaptım.”

Önce bir sessizlik oluyor, önümde kıvırcık kızıl saçlı ve gözlüklü bir bayan var, bana dönüp tebessüm ediyor, sağ çaprazımda bulunan biri “adam haklı kardeşim” gibisinden birşey mırıldanıyor, arkadamdaki liseli kız yanındakine “evet yıa niye biniyolar kii buna” diyor. Bense bu uzun cümleyle birlikte iyice yanan ciğerlerimin de verdiği acıyla kaşlarımı çatıp çekik ve şişik gözlerimi biraz daha kısıyorum ve maydonoz abiye gözlerimi dikip bakıyorum.

Y.vşak gülümsüyor… Bense hızla inip kalkan göğsümle hala ona bakıyorum. 

Ve top işgalci ve tacizci ablada. Kendini savunmak istercesine maydonoza bakarak cevap veriyor;

Ben zaten kısa süre için binmiştim ineceğim durağa çok yok o yüzden ayakta kalmayı önemsemedim.

Ulan k.ltak! Madem öyle niye bütün poşetlerin benim kafamda?! Kucağımda çantanın ve şalının ne işi var?! Ve niye üfleyip püfledin!! 

Maydonoz abi önüne dönüyor, abla benden biraz uzaklaşıyor ama gidecek yeri yok, benimse ciğerlerim yanıyor.  Otobüs arada durup yolcu indirmeye başlamış, ablanın kafa baykuş misali… Boş yer arıyor.

 Ona bakmamaya çalışıyorum. Aslında yaşı benden bu kadar büyük insanlarla böyle bir konudan dolayı herkesin içinde tartışmaya girdiğim için oldukça rahatsızım ancak gün içinde zaten yoruluyorum, yanımda genelde emektar bilgisayarım ve ekipmanlarım oluyor, belim ve dizim ağrıyor, sonrasında evde yapılacak tüm işler bana ait zira tek yaşıyorum. Oturmaya o an elinde alışveriş poşetleri, ayağında topuklulular ve bolca sıktığı hardal gazı gibi parfmüyle önümde duran tiyatrocudan gerçekten çok daha fazla ihtiyacım var. Hakkımı savunmak zorundayım ve yolu böyle olsa da savunuyorum. 

Otobüs ilerliyor ve ben merakla ablanın ineceği durağı bekliyorum. Oysa her durakta inenlerin boşalttığı yerlere bakıp duruyor. Tabi artık poşetler şal ya da çanta yok üzerimde.  

Benim inceğim durak son durağa 5-10 dk. uzaklıkta. İneceğim durağa 3-4 durak  kala en arkadan biri iniyor ve abla oraya adeta uçuyor ve oraya şığışıyor. Kadın haliyle tüm sıradaki erkekleri büzüştürüyor.

Sıra benim ineceğim durağa gelirken ayağa kalkıyorum, stop tuşuna basıyorum, otobüs yavaşlıyor, kenara çekiyor, daha durmadan kapı açılıyor, abla hemen sağ tarafımda, ben basamağa bir adım atıyorum, abla kafasını yanındakine çevirmeye başlıyor, basamağa iniyorum, abla ağzını açıyor, bir adım daha atıyorum, ayağım artık kaldırımda, ben artık inmek üzereyim ve ablanın yanındaki adama şunu dediğini son anda duyuyorum;

“ Şu gençlerde hiç terbiye kalmadı azizim…

Otobüs ben indikten hemen sonra hızla yola koyuluyor, araksından öylece bakıyorum. Yüzümde yavaşça bir tebessüm beliriyor.

Abla: 1 – ben: 0.

Bugün günlerden çarşamba ve ben bugün de belediye otobüsüne binmeyip özeli bekledim ve gelirken de giderken de yine seni aradım abla. 

Elbet karşılaşacağız. 

Fitneli İnternet

Mayıs 8, 2011 1 yorum

Öncelikle filtreli ve ya filtresiz, ben Türkiye’de internetin bugünkü durumundan memnun değilim.

Filtreden Önce;

 3.Dünya ülkelerinde yaşanan temel sorunları yaşıyoruz, iletişim ve ulaşım gelişmiş ülkelere oranla çok pahallı ve daha pahallı olmasına rağmen ironik olarak hizmet daha kötü. İşin ulaşım kısmını sonra işleyelim, internet için basit bir araştırmanın sonucunda bulduğum ortalama fiyatlar.

Bu fiyatlara rağmen maruz kaldığımız bir diğer zulüm ise adil kullanım saçmalığıdır. Olayı özetlemek gerekirse Türkiye’deki internet sağlayıcıları sunucularındaki trafiği rahatlatmak adına az çok şunu bahane etmektedirler;

-”Sen torrent, jdownloader, ftp alanları kullanıyorsun ve internet trafiğine çok fazla yük bindiriyorsun,  veri indirmeyenlere haksızlık oluyor! Bu yüzden sana, KOTASIZ OLSAN BİLE BİR KOTA UYGULUYORUZ VE KOTAYI AŞTIĞIN ANDA HIZINI 512 KBPS HIZA ÇEKİYORUZ. Sakın yanlış anlama, burada tek amacımız, senin kadar işlem yapmayan kullanıcıların hakkını korumaktır! Eğer ki sunucu trafiğini düşünüyorsak allah bizi taş etsin!”

Ne kadar masumane, ne kadar müslümane…

Ben 10 Mbps KOTASIZ abonelik ücreti olarak ayda 50 tl ödüyorum. Ve bana KOTASIZ OLARAK SATILMASINA RAĞMEN 50 gb indirme kotası uygulanıyor, bunu aştığımda ise 10 Mbps’den 512 Kbps hıza (1024 Kbps=1 Mbps) düşürülüyorum.

-”Ayda 50 gb ne indiriyorsa artık… Tööbe estafurullah töbeee…”

Benim bugünün Türkiye’sinde sunulan internetten şikayetçi olmamın bir diğer sebebi ise zaten uygulanmakta olan site yasakları. Bugüne kadar Türkiye’de en az 12.656 site mahkemeler, savcılıklar ve TİB tarafından engellendi. Engellenen sitelerin arasında porno sitelerin adlarını gördüğünüzde, içinizden belki de adamlar haklı diyebilirsiniz. Ancak site sansürleme işinde benim karşı çıktığım şey, yetkili kurumların yasaları uygulamak üzere site kapatmaları değil; aykırı olan siteleri de kendi dünya görüşleri dahilinde, benim yerime düşünerek kapatmalarıdır. Bu işlemi gençleri, çocukları, Türk aile yapısını, değerlerini vs. korumak adına yapıyorlar. Bahsettiğim türdeki yasaklama işlemi, bununla ilgili yasalara dayandırılarak gerçekleşiyor .

Burada aklıma bir soru takılıyor, günün birinde bazı kimseler, aileyi korumak adına küfürlü, cinsel içerikli, aykırı karikatürleri de yasaklıyoruz derse… O zaman ne diyeceğiz? Bu duruma karşı çıktığımızda “biz interneti de bu yüzden ‘güvenli hale getirdik’, o zaman sesiniz çıkmıyordu, iş sanal ortamda olmayınca mı sorun oluyor?” derlerse ne olacak?

Filtrelemeden önce internetten şikayetçi olduğum bir diğer konu ise yeni yayınlanan yasaklı kelimeler listesi. Buna göre Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı hosting firmalarına ‘yasaklı sözcükler’ listesi gönderiyor ve listede geçen kelimeleri içeren site adlarının yasaklanmasını istiyor.Listeyi inceledim, işte bazı ilginç kelimeler;

“Sisman, Yasak, Hot, Pic (İngilizce’de ‘picture’ın (resim, fotoğraf) kısaltmasi), Yerli, Yetiskin, Hikaye, Haydar(:D)…”

Yani benim sitemin adı denemeciyim değil de hikayeciyim olsaydı, 22 Ağustostan sonra büyük ihtimalle görüşemeyecektik.

Filtreden Sonra;

Filtrelemelerden sonra değişecek olan en temel şey, site yasaklamalarını aşmak için kullandığımız yöntemlerin de, RTE’nin Youtube yöntemi, işe yaramayacak olmasıdır. Daha ileri tekniklerle filtre aşılmak istenirse, filtreler ip tabanlı korunacağı için ister istemez gerekli kurumların veritabanlarına izinizi bırakmış olacaksınız. İnternet sağlayıcılarının devlet standartlarında ve ücretsiz olarak filtreler uygulayabilmesine karşı değilim. İnternet evimizden geçen sokaktır ve tehlikelidir, korunmaya ihtiyaç duyan insanlar olabilir ancak olmazsa olmaz 2 şartım var;

1) Filtreler sadece isteyen kişilere uygulanacak ve kullanıcılar standart(?), aile, yurt içi, çocuk gibi saçma sapan çeşitli paketlerle sınırlandırılmayacak!

2) Filtreler ip bazlı sınırlamalarla korunmayacak, bu sayede kişiler filtreyi aşmaya çalıştığında devlet kurumlarına kendini fişletmeyeceklerdir.

Benim şartlarıma cevap için bakacağımız öncelikli kaynağımız burası, ilk olarak bu açıklamalar üzerinden konuyu değerlendirelim.

4- Güvenli İnternet Hizmeti’ni almak zorunlu mudur?

Güvenli İnternet Hizmeti bir zorunluluk olmayıp, talep eden aboneler alabilecek, talep etmeyenlerin İnternet erişimlerinde ise mevcut duruma göre hiçbir değişiklik olmayacaktır. Bu hizmeti alıp almama, seçip seçmeme konusunda kullanıcıların rızası esas olup, tam bir özgürlük mevcuttur.  

8- Güvenli İnternet Hizmeti’nin seçilmediği durumda ne olacaktır?

Güvenli İnternet Hizmetini tercih etmeyen kullanıcının İnternet erişiminde mevcut duruma göre hiçbir farklılık olmayacaktır. Güvenli İnternet Hizmeti’ni seçmeyen kullanıcı zaten kullandığı İnternet hizmetini aynen kullanmaya devam edecektir.  

9- Güvenli İnternet Hizmeti hangi profillerden oluşmaktadır?

Güvenli İnternet Hizmeti, mevcut Standart profile ilave olarak, çocuk profili, aile profili ve yurtiçi profilinden oluşacaktır.

Standart profil, kullanıcının erişebileceği İnternet site ve uygulamalarına ait bir sınırlamanın olmadığı, mevcut (şu anki) İnternet’e erişim sağlanan profili ifade etmektedir.


Öncelikle 8. maddede geçen ‘mevcut duruma göre hiçbir değişiklik olmayacak’ kısmı yanlıştır, zaten aslında yapılacak olan temel değişiklik ip bazlı engellemedir, kavga buradan çıkmaktadır.  Ben bugün DNS ayarlarımı değiştirip, çeşitli web programları kullanıp, iz bırakmadan yasaklı sitelere erişebiliyorum ancak bu uygulamadan sonra ip bazlı filtreleme ile yasağı aşamayacağım, aşarsam iz bırakacağım. Yani RTE’de artık yasaklı sitelere giremeyecektir. Ayrıca  yukarıdaki ilk iki madde ile üçüncü madde açık bir çelişkidir. Hem kullanmak zorunlu değildir deniliyor hem de ip bazlı engellemenin geçerli olduğu standart gruba otomatik olarak geçileceği belirtiliyor. Kafama takılan bir diğer nokta ise internet sağlayıcılarının/devletin bu filtrelemeden kar sağlayabilme ihtimalinin varolmasıdır. İlgili madde;

5- Bu uygulama ücretli midir?

Bu uygulama ücretsizdir.

Dikkat ederseniz gelecek zamanla ilgili bir durum belirtilmemiş, uygulama tamamen ücretsizdir ve öyle de olacaktır dese yine tamam diyeceğim ancak iş tamamen geçiş süreci için geçerli. Gelecekte internet sağlayıcıları/devlet kurumları, kalkar da daha az sansürsüz paket ya da paketlere fiyatlar biçer ve sansürden kar elde ederse, bu cidden insana koymaz mı?  İşte tüm bu bahsettiğim şeyler ve çok daha fazlasına tepki koymak adına, 15  Mayıs tarihinde saat 14:00′da başlayacak olan eyleme Kuğulu Park’ta katılıyorum. Benim gibi düşünen tüm kişilere de katılmasını öneriyorum. İş sosyal medyada gruplara dahil olmakla bitmiyor, lütfen geç kalınmış olsa da bu duruma karşı sesinizi insanların görebileceği yerlerde yükseltin. Kuğulu’da görüşmek üzere… 

Edit: 15 Mayıs Eylemi Şehir Listesi bahsettiğim eylemin iller için buluşma yerlerini içeren listedir. 

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.