Arşiv

Posts Tagged ‘tekeller’

Proce

Ağustos 26, 2010 Yorum yapın

Kafamda bir proje var,bulunduğu alanda alternatif olacak bir proje.

Harekete geçme sebebim eksikliğini hisstttiğim seyleri gidermek olacak,katılımı da bu yolla sağlayabileceğime inanıyorum. Proje için teknik konularda da yeterli olduğumu hissediyorum.

“Katılım var,teknik işler tamam,öyleyse sorun?”

Tırsıyorum. İki şeyden.

1. Popüler kültürden tırsıyorum,benim eksikliğini hissettiğim şey diğer insanlar için de bir eksiklik. Ancak alternatif olacağım grup bu alanda oldukça popüler,örneğin bu grubun elebaşlarından biri Facebook’da saçma sapan,bir anlamı olmayan tek kelime paylaşıyor,yorum sayısı o kadar çok ki yorumları görmek için başka bir sayfa açmanız gerekiyor,durum o kadar vahim yani.

2.  Kendimden tırsıyorum,çevremdeki insanlardan biraz daha farklı bir yapım var,bir işi düşünmeye başladım mı o benim hayatımın meselesi haline gelir,varımı yoğumu ona harcarım,bu sadece para değil,paradan daha önemli,tüm zamanımı harcarım. Ve gerçekten zaman yok.

“Öyleyse?”

Öyleyse yapmayacağım diyesim var,diyemiyorum.

Diyemiyorum çünkü sosyal bir sorumluluğum var,bahsettiğim grubun alanda tek olması,tekel olması sebebiyle hiçbir iş yapmadan bu durumdan nemalanmasını hazmedemiyorum,bu onları kıskanmak değil,keşke işlerini düzgün yapsalar da beni günlerce düşünmekten mahrum bıraksalar.

Emin olun bu işi alternatif olarak yapmak zor iş olacaktır.

Bunun yanı sıra bana alternatif olma konusunda gelen insanlar var,bir talep var ortada yani,kendi düşüncelerimi,inançlarımı geçtim,onların ihtiyaçlarını karşılamak durumundayım.

Ayrıca gelecekte bir pişmanlık yaşamak istemiyorum,geçmişi düşündüğümde acaba yapsak ne olurdu sorusu  insanı cidden çıldırtır. Hele ki gözlemlediğim kadarıyla taban da bu alternatife sıcak bakıyorsa…

Olayı başka bir açıdan ele alalım,dünaydaki alternatifleri düşünüyorum,Linux var aklımda mesela,bir inançla,bir ihtiyacı gidermek için,felsefi değerlerle yola başladı,karşısında popüler kültürün besleyicilerinden Microsoft vardı.

Şu an Google,Akamai,Münih Belediyesi vs… gerek sunucularında gerekse ofis bilgisayarlarında Linux kullanıyor,ortada bir de Microsoft’un sunucularında Linux kullanıdığı iddası var,o yalan.

Google,piyasaya çıkmadan önce Larry Page ve Sergey Brin arama motorlarında yeni fikirler denemek için Yahoo ile görüştü,Yahoo’nun kurucusu David Filo onları küçümseyerek ve onlarla alay ederek ofisinden gönderdi.

Google şu an internet alt yapısı sağlayacak bir konuma geldi.

Evet,verdiğim iki örnekte de benim proje için olan düşüncemle ortak bazı şeyler var;

Ortada bir ihtiyaç,bir eksiklik var ve hakim kuruluşlar,gruplar bunu önemsemiyor,tekel olmanın verdiği rahatlıkla asgari iş yaparak azami fayda sağlıyorlar,sonunda alternatif konumuna düşüyorlar.

İşin içinde eksiklikleri gidermek,ihtiyacı karşılmak üzere hayata geçen fikirler olduğu için taban bunu çok çabuk benimsiyor ki bu katılım noktasıdır,alternatif durumu düşmekle kalmayan o nemacılar aynı zamanda piyasada tutunabilmek için tekrarcı duruma düşüyorlar.

Gebersinler…

Bugün güzel bir gün,güzel bir alternatifle bitirelim;

Buradaki bacılar BBC Radio 1 için Beggin parçasını yorumlamışlar. Adları Rochelle, Vanessa, Mollie ve Una.

Güzel bir iş çıkartmışlar.

Ve siz hala Youtube videosunu izleyemiyorsanız…

Categories: Hayat Etiketler:, , ,

Windows Kuşağı-I

Temmuz 23, 2010 Yorum yapın

Windows 98

Bilgisayar ile ilk karşılaşmam 11-12 yaşlarında iken oldu.

Babam ders çalışır(eskiden bu mantık vardı,sanki eve alınan bilgisayar özel hoca olacak)diye eve sonunda bir bilgisayar almıştı.

Windows 98 işletim sistemi ile gelmişti alet,son model işletim sistemi!  Yanında birsürü dergi,deneme cd’leri,birkaç set,disketler vs…  vermişlerdi.

O deneme cd’leri içinde demo oyunlar da vardı ve o yaşlarda bir erkek çocuğu olarak en çok o oyunlar ilgimi çekmişti;demo oyunların hepsini bir ay geçmeden bitirdim.

Oyunlar bitti,yeni oyunları alacam ancak gel gör ki Windows bana yetişemiyor,98 sürekli mavi ekran hataları çıkartıyor ,sistem çöküyor,garip şekilde 2-3 gün açmayınca düzeliyor,arada yine gidiyor,hah düzeldi diyoruz,klavye bastığımız tuşları çıkartmıyor,ses gidiyor,durup duruken kapanıp açılıyor alet,sanki aletin içine şeytan girmiş gibi yani akla gelebilecek hertürlü gizemli şey meydana geliyor!

Ben küçüğüm,ailem de benimle ilk defa bilgisayar görmüş,yani kimse bişey bilmiyor ,bilgisayar bozuldukça babam bana fırça kayıyor;

“Zaten ders çalışmıyorsun(?),oyun oyun bıktım bu aleti yaptırmaktan!”

Hakkı da var.

Bilgisayarı her bilgisayarcıya götürüşümüzde adamlar bize ciddi faturalar ödetiyor;

“Abi bunun ana kartında sorun var,…$ yeni parça,el emeği de …TL,toplam …$+…TL”…

Evet Windows’un çökmeleri sonucunda bilgisayarcının insafına kalmış bizler her seferinde kazıklanıyor,üç noktalık faturalar ödüyorduk,sadece format atıyordu adam,söylediği parçaları değiştirmiyordu üstelik vida,ekran kartı,ram gibi parçalarımızın da çalındığını zaman geçtikçe keşfediyordum. Bu da yetmezmiş gibi kurduğu sistemin orjinali para etmezken korsanını kurduğu için alet boşta beklese bile kendi kendine bozuluyordu,babam başlıyordu fırçaya,ders çalışmıyorsun,oyun,oyun,sen bozdun,bu defa yaptırmayacam vs…

Yaptırmadı birgün,başımın çaresine baktım.

Sağdan soldan,akrabadan,arkadaştan,dosttan gerekli materyali ve bilgileri topladım,yanıma aldım bilgisayar bildiğine inandığım arkadaşımı başladık MS-DOS’dan format atmaya,disket disket format atıyoruz,bir disket bitiyor bir diğerini istiyor alet,susamış gibi disket içiyor,içiyor da içiyor,bayağı sürdü.

Format bitti,açtık,hiçbirşey yok ekranda,imleç siyah ekranda yanıp sönüyor,biz daha 11-12 yaşlarındayız,evde internet yok,bilen kimse yok,ne yapacağımızı bilemedik,kapatıp açtık,hata verdi alet,arkadaş aldı pılını pırtını sessizce sıvıştı,kaldım bir başıma,babam geldi,yalvar yakar babama,götürdük bilgisayarcıya aynı gün,nasıl endişeliyiz ama,bilgisayarcı endişemizi görmüş olmalı ki hep yaptığı kazıklama işleminin dozunu artıtrdı,siz şunu yapmışsınız da şu yanmış,şunu yapamamışsınız da şu şu parça bozulmuş vs vs…  Adam saydıkça babam bana bakıyor,tamam bir halt yedik ama nedir bilmediğimiz için diyemiyorum da hayır yapmadık,etmedik,adam sayıyor,babam bana bakıyor,ben kafamı eğiyorum,suçluyum.

Babam adamın kızını istiyecekmişiz gibi bir ifadeyle sordu;

“Peki fatura ortalama ne olur?”

“Abi vallahi sen tanıdıksın şimdi parçalar için …$(!),hadi el emeği de  almıyalım.”

Babamla birbirimize bakıyoruz,çıkattığı fatura bilgisayardan daha pahallı…

Babam;

“Bu aralar biraz sıkışığız,zaten çocuk da aşağı inmez oldu,ders de çalışmıyor,bilgisyar işi kalsın,bilare getiririz.” dedi,çıktık dükkandan,benim yüzüm düşmüş,suçluyum ya bişey de diyemiyorum,kasa kucağımda arabaya yürüyoruz,arada babama bakıyorum,acayip sinirlenmiş,susuyorum tekrar,nihayet arabaya bindik,ya baba diyecek oldum ki adam patladı;

“Alet geldiğindendir kaç kere bozuldu,kaç para verdim sen biliyor musun? Birkere ders çalışmış olsan(?) gam yemem,oyun oyun ne hale getirdin aleti,bilsem sana ateri alırdım vs… ” yol boyunca fırça yedim.

Evde kodyduk salona bilgisayarı,güzelce örtülerini örttük,kapattık kapıyı çıktık odadan.

Aşağı inmeye başladım tekrar,çevremde çok fazla bilgisayar sahibi olan arkadaşım yok ama olanları da tanıyorum,biz de bilgisayar aldıktan sonra birkaç kez gitmişiz birbirimizin evine,daha bir yakınlaşmışız,bir tür statü göstergesi yani alet. Aşağıda ara ara görüyorum bu bilgisayar sahibi arkadaşlarımı,muhabbet hep bilgisayar bozulması;

“Bugün Age Of Empires III kurdum,tam ilerliyordum bilgisayar çöktü,anakartı yanmış,…$ mış yeni parçası vs…”

“Tam bilgisayarı açtım,disketi  taktım A klasörüne tıkladım bilgisayar dondu,kapattım açılmıyor,bilgisayarcıya götürdüm,bi parçası yanmış heralde vs…”

“Bilgisyaraıma virüs bulaşmış,götürdüm bilgisayarcıya,ramleri yakmış,…$ vs…”

Bozulan tüm bilgisayarlardaki genel sorun sadece Windows’du,o kadar kötü bir işletim sistemiydi ki bilgisayarda işlem yapmaya fırsat vermeden sistem çöküyordu ancak kimse ne olduğunu bilmediği için herkes işi biraz bilenler tarafından kazıklanıyordu,işletim sistemi çöküp de bilgisayarcıya götürülen her bilgisayarın ya bir parçası yanmış  ya da bozulmuş oluyordu,bu kandırmacının sebebi ise sözüm ona bu bozulmaların bilgisayarcıya inanılmaz kar getirmesiydi;

  1. Değiştirleceği idda edilen parçalar sözüm ona yabancı ülkelerden getiriliyordu ve $ cinsinden satışı yapılıyordu.

  2. Parça bozulmuş yalanıyla bilgisayarın içini açmak için bahane yaratılmış oluyordu,bu sayade orjinal parçalar ya değiştiriliyor ya da çalınıyordu,örneğin bahsi geçen bu  bilgisayrımın son servisten sonra kasa kapağını tutan  2 vidası kalmıştı.

  3. Tamir süresi uzayabiliyordu,adamlar sıkışmıyordu. Parça gelecekti gelmedi yalanı en çok duyduğumuz cümlelerdendi.

Windows gibi kapalı kaynak kodlu işletim sistemleri ve yazılımlar haksız rekabet koşullarıyla ve sömürülere dayanarak çok büyük zenginlikler,tekeller yarattılar. Windows 95,98,98 Second Edition,ME,2000 sürümleri o aralar büyük şirketlerin bayileri olan yerel bilgisayarcıları zengin etti,şirketlerine de paralar kazandırdılar,insalar bilinmeyen,kapılar ardına saklanmış konularda,kapıları tutanlar ve içerdekiler tarafından kandırıldı. Aslında o dönem olan şey kılıf yaratılarak ve o kılıfa uydurularak suç işlemekti ancak kodlar,bilgiler,kapılar hep kapalı olduğu için kimse birşey ispat edemedi,etmek kimsenin akılına bile gelmedi.

Windows’un XP sürümüne kadar olan kısımda zenginlik yarattığı kesim farklıdır,XP ve sonraki kısmını bir sonraki yazıda ele alacağım.

Not: O bilgisayar o günden sonra çok defa daha bilgisayarcı gördü,toplamda bize ödettiği para satın alma maliyetini katlıyordu.

Bill Gates Windows 98 tanıtımı yaparken;

Categories: Linux! Etiketler:, , ,
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.