Arşiv
Ben Büyükken
“Çıkışta sen de bizimle yemeğe gelmek ister misin?”
“Olabilir…”?
Pişmanlığım daha o an kendini belli ettirdi,daha önce hiçbir davetlerini kabul etmemiştim,sevdiğim insanlar olsa da o kadar kızın arasında tek başıma ne yapacağımı bilmiyordum.
Çıktık.
Otobüste ilerlemeye,yer bulmaya çalışıyoruz,düşünmeden verdiğim cevaptan dolayı kendime kızgınım,yolculuk başlıyor,belirli duraklara varana kadar otobüs tıklım tıklım,içim içimi yiyor; teklifi kabul etmesem başka bir otobüsle yoluma gidecektim,oturarak.
“Ne işim var ki burada? “
Otobüs ilerliyor,yol uzun,ben otobüsün varacağı ilk ana durağı bekliyorum,plan yapmışım,kapı açılıp ben aradan çıkarken hasta yalanlarından birini söyleyeceğim, o kalabalıkta kimse sorgulayamaz.
Otobüs hedefimdeki durağa yaklaşıyor,ben hafif hafif kapıya ilerliyorum,içerisi o kadar dolu ki biniş kapsının hemen önünde durabilmişim,sonunda duruyor otobüs,orta kapı çok uzak,azimle hızlanmaya çalışıyorum,varmak üzereyim. Bahaneyi söyleyeceğim arkadaşa bakmak için kafayı kaldırıyorum,hiç beklemediğim bir kişi bizim kızlarla arka tarafta oturuyor,kalıyorum.
“O orada…”
O?
Uzunca bir süreden beri farkettirmeden takip ettiğim bir kız var;mevsim sonbaharken bir akşamüstü koridorda önümden geçmişti,güneş yandan profiline vuruyordu.
Saçları…
Işık saçlarına çarpıp yüzünü aydınlatıyordu,çarpan her ışık parça parça güneşi koridora saçıyordu,gölgesi olmuştum kızın,merdivenlerde arkasından çıkıp kokusunu almaya çalışacak kadar…
Gel gör ki kızla tanışacak konuşacak bir ortamımız yoktu,3.sınıf numaralara da ben tenezzül etmedim,kaybetme riskini göze alamazdım,iyi ki de almamışım,O,bizim kız grubundan bir arkadaşın ikizinin yakın arkadaşı,şu an otobüste,ikizler ve grubun geri kalanıyla beraber. Davranışlarına,grubun içinde oturduğu yere bakılırsa bizimle yemeğe gelecek.
Otobüs bir süre daha gittikten sonra ineceğimiz durağa varıyor; yanılmamışım,otobüsten beraber iniyoruz,yanında ikizlerden biri var,grubun içindeki tek erkeğim,özellikle o beni hiç sallamıyor,yürüyoruz.
Aklımda türlü türlü planlar var,bir fırsat yakalamışım ancak korkuyorum;tanışmak için şansımı çok zorlarsam işler hiç beklenmedik şekilde kötü gidebilir,kız benden hiç hoşlanmaz,tüm şansım kaybolur hem de bir ay kadar sonra şehirden ayrılacağım,2 haftaya yakın orada olmayacağım,bugün birşeyleri doğru yapmalıyım,o yüzden sağlam bir yol çizip o yoldan gitmeliyim.
Ancak daha yemek yiyiceğimiz yere giderken bile durum içler acısı ben kız grubunun sonlarında ilerliyorum,ortada hararetle bişeyler konuşan kızlar var,en önde de Onlar yürüyor usulca. Uzaklar bana,adım adım umutsuzluğa kapılıyorum,bir başlangıç yapmalıyım,böyle hissediyorum.
Hızlanıyorum,kalabalığı yarıp Onlara yakın bir yere kadar ilerliyorum,şansa ikizlerden arkadaşım olan ve beni yemeğe davet eden kızlar oralarda.
” Bizi tanıştırmadınız,indiğimizdendir tek başıma arkada yürüyorum,zaten bizim kızlarla anlaşılmıyor(arkaya dönüp göz kırpıyorum),arkadaşların kim?”
Sesim yarı isyankar yarı şakacı çıkıyor,yüzümde de hafif bir tebessüm,gözlerimi beni çağıran kıza dikmişim,o dakikadan sonra tebbesümüm bir yere kadar büyüycek,o noktada sabit kalacak,gerilen yüz kaslarım bana gülümseyen bir yüz ifadesi kazandıracak üstelik sözde çattığım kaşlarımı da yumuşatacak,bu sayade çekik ve şişik gözlerimdeki sertlik azalacak,ablasına,annesine sitem eden küçük çocuk imajı…
Korkutmamak lazım.
Grup yavaşlayıp duruyor,büyük bir çark sisteminde dişlilerin arasına levye sokmuş gibi hissediyorum,kafalar bana dönüyor,O ilk defa bana bakıyor,anlaşılan tanışmadan,tanıştırılmadan yürüdüğü için O da rahatsız,bana bakışında bundan kurtulmanın verdiği rahatlığı görüyorum ve gülümsüyor. =)
İsimlerimiz söylenip tanıştırılıyoruz,el sıkışıyoruz,yürüyüşünden de anlaşıldığı üzere kendine güvenen biri,elimi tam kararında sıkıyor,aynı güvende ben de karşılık veriyorum,ne çok sıkı ne çok yumuşak…
Tekrar yürümeye koyuluyoruz,bu defa ben,bizim kızların ve Onların oluşturuduğu grubun ortalarındayım,arkalardan kurtuldum,yakaladığım avantajlı pozisyonu kaybetmeye hiç niyetim yok,iletişim devam etmeli;
“Arkadaşlar nerelesiniz?“
Belli ki O aslında buralı değil,çıkık elmacık kemikleri,geniş çenesi ve yüz siması,yeşille ela arasında gidip gelen gözleri,biçimli,incecik,açık renk kaşları,çok geniş olmayan düz alnı,kumral saçları ve pürüzsüz bembeyaz teni ile belli ki O’nda göçmenlik var,anlatmasını bekliyorum,cümleye tebessümle başlıyor;
“Aslında annemler Yugoslav göçmeni,annem 2 yaşındayken gelmişler Türkiye’ye,son göçmenlerdenmiş onlar,babam buralı,çok fazla tayinimiz çıktı,çok gezdik,o yüzden nereliyim tam bilemiyorum:)” =)
O’na bukadar düşünüldüğünü belli etmemeliyim,şaşırmış numarası yapıyorum;
“Öyle miii? Demek muacirsiniz,şu an nerede anneannenler?”
“Falan filan fişmekan yerde,sen nerelisin?”
Aynı durum bende de var,nereli olduğumu kestiremiyeceğim kadar karışık iş,tebessümle ben de durumumu anlatıyorum,cümlenin sonunda ikimiz de gülümsüyoruz,daha ilk diyalogda ortak bir nokta yakaladım,gerçekten hem de…
Restauranta giriyoruz,kalabalık bir grubuz,büyük masaya bir masa daha birleştirelim diyoruz ancak daha gelecekler var,onlar gelene kadar masalara bölüşüyoruz,iyi ki sohbet açmışım,ikizlerden O’nun arkadaşı olan,O,ben ve yanımızda bir kız daha aralarda bir masaya oturuyoruz.
O tam karşımda.
Biliyorum bu günden sonra bir daha bu kadar başbaşa kalmamız imkansız,ne yapacaksam bugün yapacağım,kısa ve öz bir plan yapıyorum kafamda,O aklı başında bir kız,görünüşü de konuşması da bunu destekliyor yani ilk günden aşık olmaz bana,geçtim aşkı hoşlanma durumu bile söz konusu olmaz ancak O’nu etkileyebilirim işte planım bu;bugünden sonra konuşamıyacağız hatta ben gideceğim bir süreliğene ama bugün ne yapıp edip aklında kalacağım.
Göçmenlik mevzusundan devam ediyorum.
“Tanıdığım birkaç muacir arkadaşım var,buraya geldiklerinde çok zorlanmışlar,para yok,dil bilmezler,yer yurt yabancı,eskiler çok azimli insanlarmış.”
“Evet,anneannemler de çok zorlanmışlar,o kadar çocuk,alıp başlarını gelmişler,gelmek zorunda kalmışlar.”
Ve sohbet bu şekilde sürüp gidiyor,arada zırt bir kızın masamıza gelip zaman işgali dışında bir sorun yaşamıyoruz,kalkıp gittikten sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Sanat,siyaset,bilim,spor çevresinde döndüğümüz ana konular,O düşündüğümden ve umduğumdan da entellektüel,gittikçe daha çok kaptırıyorum kendimi O’na,zihnimin kapılarını tamamen açmış,en güzel şeyleri sunuyorum,O ve masadakiler bana odaklanmış,ben ise O’na… Gözlerini bana dikmiş beni dinliyor.
Gözleri…
O’nu ilk defa bu kadar yakından ve detaylı inceleme fırsatı yakalıyorum,gözleri,yüz hattı,bakışı,duruşu kedi gibi,O’na baktıkça karşımda bir Elf varmış gibi hissediyorum. =)
Masada sadece biz varmışız gibi sadece biz konuşuyoruz,gözgöze,bir an bile kontak kopsa hemen yeniden kuruluyor,sanırım istediğimi elde ettim,O’nun ilgisini çektim ve beni farklı buldu,üstelik göz temasından anladığım kadarıyla O’nu etkiledim de.
Diğer arkadaşlar geliyor,masaları birleştiriyoruz,bana ayrılan sürenin sonuna geldik,tahmin ettiğim gibi masalar birleştirildikten sonra neredeyse hiç konuşamıyoruz,ben gerekmedikçe birşey söylemiyorum O ise hep dinliyor.
O günün akşamı,yatağıma giriyorum erkenden,O’ndan ayrıldıktan sonra yapmaya başladığım şeyi defalarca yapıyorum,tekrar tekrar o anları düşünüyorum,yazdığım yazıyı kontrol etmek gibi,tekrar tekrar üstünden geçiyorum,bir hata,eksiklik var mı?
Nasıl daha iyi olabilirdi? Evet sürekli bunu düşünüyorum,keşke daha iyi olsaydı,keşke şunu şöyle söyleseydim,üzerinde bukadar düşündüğüm şey bir yazım olsa sanırım o keşkelerle baştan yazılırdı.
Günler geçiyor,arada koridorda sabah karşılaşmamız dışında hiç görüşemiyoruz,orada karşılaştığımızda da ben son derece soğuk bir ifade ile günaydın diyorum,gören ondan nefret ediyorum sanır.
Bu durum böyle devam ederken ikizlerin doğum günü dışında pek birşey olmuyor,ikizlerin doğum gününde de O,ikizlerden birinin doğum gününü kutlamaya geliyor,o sırada öpüşüyoruz.
Bir şekilde onunla etkileşime geçmeliyim ama nasıl? Düşünmekten başım ağrıyor artık,bulamıyorum,en sonunda aklıma bişey düşüyor.
Gideceğim gün ortak arkadaşımızdan rica ediyorum;
“O’nunla görüşemedim,bugün gidiyorum,dönmeme ihtimalim var,telefon numarasını ondan isteyerek bana verirsen en azından bir elveda diyebilirim,lütfen iste.”
Bavulları toplayıp havaalanına gidiyorum,elim sürekli telefonda,en sonunda bir mesaj düşüyor,evet numarasını vermiş.
Uçağı bineceğim için mesaj atamıyorum.
Yolculuk bitiyor,ailemle zaman geçiriyorum,özlemişler beni,ben de onları ancak aklım mesajda,izin istiyorum ve bir odaya çekiliyorum,başlıyorum mesajı yazmaya,onlarca değiştirmeden sonra elim,parmaklarım titreyerk basıyorum gönder tuşuna,gidiyor.
Cevap yok. Ciddi ciddi cevap yok yani 3-5 dk değil,gelmiyor. Nasıl bir çaresizlik,nasıl bir pişmanlık olduğunu anlatamam.
“Ne olurdu mesaj atmasan? “
Aradan 1 saatten fazla zaman geçiyor,ben umudumu kaybetmişken mesaj geliyor,o saatten sonra birbirimize açılmamız 1 günü buluyor.
Bu noktadan sonrasını çok düşündüm,onlarca kez giriş yaptım,yüzlerce kelime yazıp kaldırdım ve anladım ki birebir mesajları buraya koymadığım sürece yaşadıklarımızı,hissettiklerimizi anlatmanın hiçbir yolu yok ancak şunu söyleyebilirim,ben o şehre,O’nun yanına döndüğümde,sevgili olarak görüştüğümüz o ilk sabahta toklaşmadık,bomboş sokakta birbirmize sarılıp öylece kaldık.



Son Yorumlar